Anne – Baba Tutumları ve Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri

Anne ve baba tutumlarını, ebeveynlerin çocuklarına karşı yönelttiği davranış şekillerinin bütünü olarak ifade edebiliriz. Bu tutum, davranışların; anne, baba, çocuk arasındaki ilişkinin yönünü ve çocuğun kendine özgü olan kişilik gelişiminin oluşumunu etkileyen önemli bir etkendir.

Çocuklar, dünyaya geldikleri andan itibaren ebeveynlerin kendilerine karşı olan davranışlarını duyguları aracılığıyla deneyimlemeye başlar. Bu süreçte çocuğun duygusal gereksinimlerinin karşılanması adına anne – baba tutumları tam da bu noktada çok önemlidir.

Çocukların gerek yaşıtlarıyla gerekse aile içindeki bireylerle iyi ilişkiler kurabilmeleri için fırsatların sağlanması ve bunların geliştirilmesi de anne babanın görevidir. Anne ve baba tutumları, çocuğun ileride hayatına yön verir.

Anne – Baba Tutumları

Yaşadığı tüm davranış ve ilişki deneyimleri, dolayısıyla oldukça önemlidir. Tüm bu anne – baba tutumlarının, çocuğun kişilik gelişimine etkileri düşünüldüğünde anne – baba tutumları aşağıdaki şekilde gruplanır:

Aşırı Hoşgörülü Anne – Baba Tutumu

·Kesin kurallar belirtilmez ve çocuğun davranışlarına karşı sınırlama getirilmez.
·Yanlış davranışlar karşısında tepki verilmez ya da bu davranışlar onaylanır.
·Çocuğa sınırsız hak ve özgürlükler verilir.
·Çocuğun her istek ve arzularını yerine getirmek için çaba harcanır.
·Aile, çocuğu merkeze alır. Çocuk, anne – babayı yönetir.

Bu anne baba tutumu ile yetişen çocuk:
·İstek ve arzularının hemen yerine getirilmesini bekler ve istedikleri hemen yapıldığından dolayı
duygu, istek ve dürtülerini denetlemekte ve beklemekte zorluk yaşayabilir.
·İstedikleri olmadığında aşırı öfke duygusu oluşabilir.
·Toplumsal kurallar veya sınırları uygulamakta zorluk yaşayabilir.
·Kendi akran grupları veya sosyal ortamlarda uyum sağlamakta güçlük çekebilir.

 

Kabul Edici, Güven Verici, Demokratik Anne-Baba Tutumu

·Bu tutumu sergileyen ebeveynlerde aile içinde güven ve hoşgörü vardır.
·Çocuğun duygu ve düşüncelerin ifade edebilmesi için çocuğa fırsat tanınır.
·Aile içinde belli kurallar ve çerçeveler dâhilinde çocuğa yeteri kadar sorumluluk verilir ve
sorumluluk duygusu kazandırılır.
·Çocuk kendini aile içerisinde değerli ve kabul edilmiş bir birey olarak hisseder ve kendisini ailenin
bir parçası olarak görebilir.
·Aile içerisinde yeteri kadar sevgi ve ilgi vardır.
·Çocuğun istek ve ihtiyaçları bilinir ve karşılanır.
·Çocuğa kendi kararlarını kendisinin verebilmesi ve duygularını ifade edebilmesi için imkan verilir.

Bu anne – baba tutumu ile yetişen çocuk:
·Yetişkinlik hayatlarında kendine güvenen, sorumluluk sahibi, kendi kendini yönetebilen
sağlıklı bir kişilik geliştirir.
Sosyal ortamlarda dışadönük ilişkiler kurabilen bir yapıya sahip olur.
İş yaşantısında girişimci olabilir, öz disipline sahip kurallara uyabilen aktif ve lider
özelliklerine sahip olabilir.
Sınırlarını bilen, başka insanların fikirlerine saygı duyan ve kendi fikirlerini rahatlıkla
söyleyebilen bir birey olabilir.
Çevresindeki insanlara karşı güven duygusu aşılar.
Kendi hakları ve başkalarının hakkına saygı duymasını bilir.

 

Aşırı Otoriter ve Reddedici Anne – Baba Tutumu

·Çocuğun tüm ihtiyaçlarının çocuğun kendisi tarafından karşılanması beklenir.
·Baskı ve otoriterlik vardır.
·Çocuğun istek ve arzuları yerine getirilmez, ailenin koyduğu kurallara uyulması beklenir.
·Sadece ailenin istekleri karşılanır.
·Çocuğun duygu ve düşünceleri yok sayılır, gerektiği yerde aile cezalandırıcı bir tavır sergileyebilir.
·Çocuğun olumlu davranışlarından ziyade olumsuz davranışları konuşulur ve bu davranışlar sürekli
eleştirilir.

Bu anne – baba tutumu ile yetişen çocuk:
·Aşırı otoriter tutum, çocukta ürkek ve korkak bir yapı geliştirmektedir.
·Diğer insanlarla iletişim kurmakta zorluk yaşayabilir.
·Özgüven problemi ya da veya içe kapanıklık yaşayabilir.
·Saldırgan bir yapı geliştirip kurallara uymayan ve suça kolaylıkla karışan kişiler olabilir.
·Kişinin kendi benlik saygısı düşüktür.
·Kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmekten çekinir, pasif ve geri planda kalmayı tercih eder.

 

Mükemmelliyetçi Anne – Baba Tutumu

·Anne ve babaların beklentileri çok yüksektir ve bu beklentilerinin karşılanması beklenir.
·Çocuğun her alanda başarılı olması istenir, tamamen başarı odaklı bir tutum sergilenir.
·Çocuğun potansiyelinin üzerinde başarı beklenir ve hata yapması kabullenilmez.
·Mükemmel olduğu zaman çocuk daha çok sevilir ve çocuğa daha fazla ilgi gösterilir.

Bu anne – baba tutumu ile yetişen çocuk:
·Beklentiler karşılanmadığı zaman yetersizlik duygusu ortaya çıkar.
·Kendini değersiz ve başarısız hisseder, kolay pes eden bir yapıya sahip olur.
·Başarısızlık karşısında hayal kırıklığı yaşayabilir.
·Kolay kolay bir işe başlayamayabilir, tedirgin olur.
·Kendi içinde sürekli çatışma halindedir ve olumsuz duygular geliştirebilir

 

Tutarsız Anne – Baba Tutumu

·Anne ve baba belirli bir sınır çizmez, çocuğa nerede ve ne zaman durması gerektiğini söylemez.
·Ebeveynler, bazen aşırı biçimde izin verici davranabilir bazen de aşırı katı bir tutum sergileyebilirler.
·Kurallar belli değildir. Anne ve babanın günlük durumuna göre değişkenlik kazanır.
·Çocuk aynı yaptığı davranış karşısında bir gün olumlu tepki alırken, başka bir gün de olumsuz bir
tepki ile karşı karşıya kalabilir.
·Aynı durum karşısında bazen ödüllendirilir bazen de cezalandırılır.

Bu anne – baba tutumu ile yetişen çocuk:
·Tek başına karar vermekte zorlanabilir.
·Sosyal ilişkilerinde güven problemi yaşayabilir.
·Zamanla çevresindeki insanlara güvenmeyen, her şeyden şüphelenen, kararsız bir yapı geliştirebilir.

Uzm. Klinik Psikolog Meryem Yıldırım

Bilinç Dışına Açılan Gizemli Kapı: Hipnoz

Benliğimiz, bilincimizin ve bilindışımızın bir etkileşim içinde çalışmasıyla hareket eder. Bu etkileşimde farkında olduğumuz kısım, bilinçli olduğumuz kısım iken, farkında olmadığımız ancak asıl önemli ve etkin olan kısım, bilinçdışımızdır. Bu çalışma düzeninde bilincin sürekli olarak aktif olması ve hayatın kontrollü yaşanması biyolojik olarak mümkün değildir.

Yaklaşık doksan dakikada bir kısa süreli de olsa bilincin kontrolünden çıkar. Zaman zaman dalıp gittiğimiz anlar, donup ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı unuttuğumuz anlar buna örnek gösterilebilir. Bu durum küçük bir trans halidir. Bu trans halinde de vücudun temel sistemleri çalışmaya devam eder.

Hipnoz ise kişinin kontrolü dışında yaşadığı trans halinin bir uzman tarafından kontrollü ve uzun bir şekilde yaşatılmasıdır. Hipnozda bilincinin denetiminin azaltılıp, bilinçdışına daha kolay ulaşıldığı için, savunma düzenekleri devre dışı kalır ve kişinin daha doğal hali ortaya çıkar. Bu durumda bireylerin gerçek hayatta yapmakta zorlandığı ve kaçındığı davranışları (fobiler, travmalar, cinsel problemler vb.) trans altında daha kolay bir şekilde yönetip üstesinden gelmesine yardımcı olur.

Hipnozda, hipnozu yapan kişinin yetkinliği, hipnozun nasıl yapıldığından daha önemlidir. Hipnoz esnasında ortaya çıkan bilgileri yorumlamak ve işlemlemek tedavi sürecinin en önemli parçasıdır. Dolayısıyla hipnozu yapan kişinin terapi alanında da uzman olması oldukça önem arzetmektedir. Gelen metaforları doğru bir şekilde yorumlamalı, ortaya çıkacak olan duygu ve anıları iyi kontrol edip yardım edebilmelidir.

Hipnozun pek çok problem daha kolay aşılabilmesine yardım eder. Birçok anlamda bireyin normal şartlarda yapmak isteyip yapamadığı davranışlar, hipnoz altında daha kolay yaptırılabilir.
Örneğin süt ile travması olan bir kişi hiçbir şekilde süt ve süt ürünlerine dokunamıyor, tüketemiyorken, bu durum; hipnoz altında travma çalışılarak ardından maruz bırakma
ve desteklemeyle birlikte belki de tek hipnoz seansında aşılabilir. Dolayısıyla normal terapi sürecinde daha uzun ve zahmetli olan bazı problemler hipnoz ile daha kolay aşılabilmektedir.

Hipnoz için birçok yöntem vardır. Bu yöntemler genel olarak üç başlıkta toplanabilir:

Klasik Hipnoz
Telkinler yavaş yavaş olur ve zaman alır. Terapist açısından yorucu olmakla birlikte daha emin adımlarla ilerlenir. Zihnin odaklanması ve metaforlar üzerinden ilerlenir. Bu yöntemle hipnoz yaptıran kişilerin %10 derin % 70 normal transa girer.

İşbirlikçi Hipnoz
Ne çok hızlıdır ne de klasik hipnoz kadar yavaştır. Terapötik ittifakın önemli olduğu bu yöntemde çalışmayı yapan danışanın kendisidir. Terapist iyi bir bilgi ve dikkatle danışanı yönlendirip uygun yerlerde gerekli müdahaleleri yaparak hipnotize eder.

Ericsonyan Hipnoz
Hem direk hemde indirek telkin ve metaforlarla çok hızlı yapılan bir hipnoz çeşididir. Hipnoza yatkın olan kişilerin çok kısa sürede farkına varana kadar hipnotize olmasını sağlar. İyi bir hipnoz bilgisi ve tecrübesi gerekir.

Herkes bir şekilde hipnoza girebilir. Ancak aynı şekilde olmaz. İnsanların yaklaşık %30’u genetik olarak hipnoza yatkın kişilerdir. Bu kişiler rahat ve kolay bir şekilde hipnoza girebilir. Bu kişilerle yapılan çalışmalar, daha kolay ve kısa sürede sonuç verebilir. Hızlı hipnoz tekniği kullanılabilir. Bunun yanında yine insanların %40’ı da hipnoza yatkınlık olarak orta düzeydedir. Bu kişilerle çalışırken özellikle yavaş teknik hipnoz tekniği tercih edilebilir. Yaşanılan probleme yönelik yapılacak olan çalışma biraz zaman alabilir, Yaklaşık bir iki saati bulabilir. Yine insanların %30’u da hipnoza yatkın değildir ve hipnoza girmekte zorlanır. Hipnozu yapacak uzmanın iyi bir bilgisinin yanında tecrübeye de ihtiyacı vardır. Hipnoza girmeleri zaman alır ve yoğun bir direnç oluşur.

Her bilinmezlik ve belirsizlik durumunun kaygı uyandırıcı olduğu gibi hipnoz da birçok insan için kaygı uyandırıcı bir durumdur. İnsanlar ya uyanamazsam ya her şeyi anlatırsam ya bana istemediğim şeyleri yaptırırsalar gibi kaygı ve korkuları yaşayabilmektedir.

Neşter, nasıl ki bir doktorda hayat kurtaran bir alet iken katilde hayat karartan bir alet olabilirse; birçok şeyde olduğu gibi hipnozda da kullanım amacı, süreci ve sonucu etkiler. Dolayısıyla hipnoz yapan uzman tedavi amaçlı yaklaştığı için bu yaşanılan kaygıların gereksiz olduğunu gösterir. Hipnozda uyanamama gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü hipnoz esnasında da vücudun temel
fonksiyonları çalışmaya devam eder. Dolayısıyla hipnozu yapan uzman hiçbir şey yapmasa bile kişi kendiliğinden uyanır.

Hipnoz,kullanım alanı olara travmaların etkisini azaltmada, panik atak tedavilerinde, korkularda, cinsel problemlerde, alkol ve sigara bağımlılığından kurtulmada kilo vermede, stresle başa çıkabilmede, obsesyonlarda, sınava girecekler kişilerde dikkat artırmakta, ders çalışmaya odaklanmada ve terapilere destek olarak kullanılan yaygın bir yöntemdir.

Bir panik atak tedavisinde normal terapiye destek olarak hipnoz kullanıldığında, normalde on iki – on sekiz seans sürecek olan bir terapi süreci, hipnoz ile altı – on seansta tamamlanabilir. Bu da hipnozun başlı başına bir yöntem olarak kullanıldığı gibi terapilere destek olarak da oldukça yaygın olarak kullanılabildiğine bir örnek olarak gösterilebilir. Zor yollarla uğraşmak yerine kolay bir yol seçin.

Uzm. Klinik Psikolog Eyüp AKIN

WhatsApp'ı Aç
???? Merhaba!
Merhaba ????
Nasıl yardımcı olabiliriz?