Psikolog Funda EMİ ÇOLAKOĞLU

1983 yılında Ankara’da doğdum. İlkokul eğitimimi Ankara’da, ortaokul ve lise eğitimimi Çanakkale’de tamamladım. 2000 yılında tam burslu olarak girdiğimİstanbul Maltepe ÜniversitesiPsikoloji Bölümü’ndebir yıl süren ingilizce hazırlık eğitimi alarak 2005 yılında mezun oldum. İstanbul Maltepe Üniversitesi’ndeki öğrencilik dönemimde Felsefe Klubünün kurulmasında ve başkanlığında görev aldım. Klup çalışmaları kapsamında söyleşi ve oturumların planlanması ve hazırlanmasında rol aldım. Ayrıca psikoloji eğitimim süresince Türk Psikologlar Derneği bünyesindeki eğitimlere ve Psikodarama Enstitü bünyesinde psikodrama çalışmalarına katıldım.

 

Psikoloji lisans eğitimim süresince; Fenerbahçe Birsen Koçak Çocuk Yuvası, Üsküdar ÖzelYeşeren Umutlar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, G.A.T.A. Hastanesi Psikiyatri Kliniği ve Güde Boya Apre Limited Şirketi’nde İnsan Kaynakları Depertmanı’nda stajlar yaparak mesleğimin değişik çalışma alanalarını tanıma şansına sahip oldum. Ayrıca üniversite eğitim süresince öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği olan öğrencileri destekleyici çalışmalarda görev alarak yarı zamanlı iş imkanı elde ettim.

 

2005 yılında mezuniyetimin ardından Özel Kartanesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehabilitasyon Merkezi’nde Psikolog olarak çalışmaya başladım. 2005-2006 eğitim öğretim dönemindeİstanbul Marmara Üniversitesi Özel Eğitim Yüksek Lisans Programına girerek bir yıl süren bilimsel hazırlık programını tamamladım. Bu eğitimim süresince zihinsel engelliler, otizm, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu üzerine eğitim aldım. İlerleyen yıllarda çeşitli kamu kurumların da (Çocuk Esirgeme Kurumun’da yaşayan kimsesiz çocuklarla, Çocuk Mahkemesi bünyesinde yargılanan ve mağdur çocuklarla, Aile Mahkemesi’nde boşanma sürecindeki çiftlerle) çalışmalarıma devam ettim.

 

Çalışma hayatım süresinde de; mesleki gelişimime destek olması amacıyla; Dr. Tahir ÖZAKKAŞ ve ekibi tarafından verilen ve 3 yıl boyunca 1088 saatten oluşan teorik, formülasyon ve süpervizyon aşamalarını kapsayan Bütüncül Psikoterapi eğitimini, İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği bünyesinde gerçekleştirilen 1 yıl süren Psikanalize Giriş Seminerlerine, Davranış Bilimleri Enstitüsü bünyesinde gerçekleştirilen ve Dr. Susan M. Knell tarafından verilen Bilişsel Davranışçı Oyun Terapisi Eğitimi gibi eğitimlerime ağağıdaki eğitimlerimi ekleyerek mesleki çalışmalarıma çocuk, ergen, yetişkin ve çiftlerle devam etmekte ve bilirkişi statüsünde boşanma, velayet ve şahsi ilişki hususlarında rapor hazırlanma süreçlerinde görev almaktayım.

 

  • Psikoterapi Enstitüsü Nostaljik Atölye Çalışması, Bilişsel Davranışçı Çift ve Aile Terapisi, Prof. Dr. Frank M. DATTILO
  • Psikoterapi Enstitüsü Nostaljik Atölye ÇalışmasıPsikoterapi Enstitüsü Nostaljik Atölye Çalışması, Gelişimsel Kuram Zemininde İlişkisel Psikanaliz,Sypros D. ORFANOS
  • Hipnotik Yeniden İşlemleme Terapisi, Dr. Haluk Alanve Dr. Sinan GÜZEL
  • Oto-Hipnoz Eğitimi Atölye Çalışması, Dr. Mehmet BAŞKAK
  • Bütüncül Psikoloji, Terapatik Kartlar Uygulayıcı Eğitimi, Klinik Psikolog Reyhan Nuray DUMAN
  • Can Psikoloji, Çocuk Değerlendirme Testleri,Klinik Psikolog Fazıl TATAR
  • Can Psikoloji, Duygu Odaklı Terapi Süpervizyon Çalışması, Klinik Psikolog Fazıl TATAR
  • Can Psikoloji, Hipnoz ve Sınav Stresinde Kullanımı, Klinik Psikolog Harun ASAN
  • Hera Psikoloji,Duygu Odaklı Terapi ve Vaka Analizi, Klinik Psikolog İshak BÜYÜKYILDIRIM
  • Hera Psikoloji, Uygulamalı Hipnoz Eğitimi, Klinik Psikolog Harun ASAN
  • Aydın Üniversitesi, Bilirkişi Temel Eğitimi
  • Türk Psikologlar Derneği- Wisc-R Eğitimi

ATTENTIONER DİKKATİMİ TOPLUYORUM PROGRAMI NEDİR?

Attentıoner Dikkatimi Topluyorum programı Bremen Üniversitesi\Almanya’da geliştirilmiştir. 7-18 yaş grubundaki çocukların dikkatlerini iyileştirmek, karşılarına çıkan işitsel ve görsel uyaranlara karşı dikkatlerini sürdürebilmelerini sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.
Dikkat geliştirme terapisinin içeriğindeki egzersizlerle çocukların seçici dikkati gelişmekte, dikkat dağıtıcılara direnç gösterme ve yaptığı işi (ödev, ders çalışma) tamamlama becerisini kazandırılır. Dikkatte devamlılık performansı desteklenir ve çocuklar dikkatlerini dağıtan unsurlara tepkisiz kalmayı öğrenerek, zamanı verimli kullanma ve görevini tamamlama becerisini edinirler.
Nöropsikolojik tabanlı bir program olup Davranışçı terapi elemanlarını içermektedir. 2 temele dayanmaktadır. Bunlar; öğrenme psikolojisi ve nöropsikolojik temellerdir. Uygulamalar sonucunda dikkat seçiciliği de desteklenmiş olacaktır.
2 modülden oluşmaktadır. 1. Modül çocuğa uygulanan 15 seanslık egzersizler ve 2. Modül aileler ile yapılan 5 seanslık aile oturumlarıdır.
Bireysel ya da grup olarak uygulanabilmektedir. Bireysel çalışmalarda, günlük hayatta karşılaşılan sorunlar birebir çalışmada yapılandırılmış olarak ele alınır. Yapılandırılmış egzersizler ve etkinliklerle çocuk desteklenir ve böylece motivasyon artmış olur. Grup çalışmasında ise, günlük hayatta karşılaşılan sorunlar grup içerisinde yapılandırılmış olarak ele alınır. Grup içinde rekabet desteklenir böylece motivasyon artmış olur. Her iki grupta da çocuklara uygun figürler kullanılarak çalışma somutlaştırılmaktadır.
Uygulanan aile oturumları ile de öğrenilen stratejilerin günlük hayata aktarımı sağlanır.

PROGRAMIN AMACI

  • Seçici dikkatin geliştirilmesi
  • Çocukların kendi kendini düzenleme becerisinin arttırılması
  • Beklenen sosyal davranışın öğrenilmesi
  • Sorun çözme becerisi ve öfke kontrolü sağlanır
  • Çocuğun Seçici Dikkat, Bölünmüş Dikkat, Odaklanma ve Zamanlama işlevlerinde iyileşme hedeflenmektedir
  • Günlük yaşamda karşılaşması olası çeşitli dikkat dağıtıcılar çalışma esnasında verilerek çocuğun dikkatinde çok yönlü bir gelişim sağlanması hedeflenir.

Psikolog Aybüke Uysun

ÇOCUKLARDA CİNSEL MERAK

Cinsel eğitim ailede başlar, okulda devam eder. Her ailenin en önemli hedefi; çocuklarını her anlamda sağlıklı yetiştirmek, sonraki yaşamında kendisi ve çevresiyle barışık yaşamasını sağlamak olmakla birlikte, ileride kuracakları  kendi aile yaşamlarında  da aynı anlayışı devam ettirmeleridir. Çocuğun her alandaki gelişiminde olduğu gibi, cinsel eğitiminde de aileye oldukça büyük görevler düşmektedir. Çocuğun kişiliğine temel oluşturacak özelliklerden çoğu ailede oluşmaktadır. Bu da çocukların yaşına uygun bir şekilde, gerektiği kadar bilgilendirilmeleri ile mümkündür.
Çocuğa ve ergene bilgi verirken ailenin yapısı göz ardı edilmemelidir. Sağlıklı bilgi verilmesi her aile tipinde aynı düzeyde olmamakta, bazı ailelerde yeterince sağlanamamaktadır. Önemli olan öğrenmeye ve bilgiye açık olmalarıdır.

Demokratik aile ortamında yetişen çocuklar;

  • Cinsel gelişim sürecinde sorun yaşama olasılıkları azdır. Merak ettiklerini rahatlıkla sorabilir ve uygun yanıtlar alabilirler. Kendilerine olan güvenleri nedeniyle  ve ne isteyip ne istemediklerini rahatlıkla ifade edebildikleri için cinsel tacize uğrama olasılıkları çok azdır. Çünkü bunu önleyebilirler.
  • Herhangi bir duygusal açlık yaşamadıkları için, bu anlamda kendilerini kullandırmaları söz konusu değildir. Sağlıklı kız/erkek arkadaş iletişimini rahatlıkla kurabilirler. Aile dışında yaşadıkları olayları  (okulda, arkadaşlar arasında vb.) rahatlıkla aile üyeleriyle paylaştıklarından, sorun çıktığında sağlıklı yönlendirme yapmak daha kolaydır ve hatalı davranışları zamanında önlenebilir.

Çocuğu cinsellik hakkında bilgilendirmemenin sakıncaları göz ardı edilmemelidir. Çocuk merak ettiği bu konuyu bir şekilde ya arkadaşlarından ya da internetten yalan yanlış, kulaktan dolma bilgilerle öğrenebilir. Hem anne-babanın çocuğun bu konudaki sorularını cevapsız bırakması çocuğun soru sorma kapasitesini düşürür, bu kapıyı da kapatmamak gerekir.
Soran çocuk, daima hayatı daha basit öğrenir, sorunlara daha kolay çözüm getirir. Sorulan soru yanlış olabilir, ama çocuk nasıl yürümeyi düşe kalka öğrendiyse, soru sormayı da yanlış sorular sora sora öğrenecektir. Bu yüzden çocuğu azarlamadan, terslemeden, içindeki merak duygusunu yok etmeden sorularına yanıt atamak, o an verilecek bir cevap bulunamıyorsa “Bu konuyu araştırıp cevaplayayım” çağırmak ve fiilen de araştırıp, düşünüp cevap belirlemek yerinde bir davranış olacaktır.
Çocuklar aslında doğaları gereği cinsellik konularına ilgisizdir. İçimizdeki cinsellik yazılımı ergenlik dönemi ile ortaya çıkar. Ancak bazı çocuklarda küçük yaşlarda cinsel merak görülebilir. “Cinsellik kadınla erkek arasında çok özel bir durumdur. Ama detaylarını öğrenmen için biraz daha büyümen gerekiyor. Büyüdüğünde anlatacağım” şeklinde bir açıklama yapmak gerekir. Çocuğa da bu konu hakkında yalan söylenmemiş olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocukların anne-babaları ile aynı odada yatmaları doğru mudur?”
Yatak odanız size aittir. Üstelik çocukların yaşları ne kadar küçük olurlarsa olsunlar, cinsel ilişki sırasında duyacaklarından ve göreceklerinden etkileneceklerdir. Çocuğun kendine olan güven duygusunun gelişebilmesi için erken yaşlarda kendi odasında tek başına yatabilmeyi başarması gerekir. Çocuğunuzu her açıdan korumak için aynı odada yatmamalısınız.

Çocuğuma cinsellikle ilgili bilgi vermekle onun merakını  erkenden uyandırmış olur muyum?”
Hayır. Aksine açık, kısa, doğru ve doğal bir biçimde verilen bilgiler çocuğun anne-babasına olan güvenini pekiştirir ve tatmin edicidir. Başkalarına soru sormak durumunda kalmaz.

Çocuğumun cinselliğe olan ilgisi birden arttı ne yapmalıyım?”
9-14 yaş bu ilginin arttığı bir dönemdir. Sorduğu sorular ve gösterdiği ilgi karşısında telaşlanmayın. Her soruya doğal bir tavırla, zamanında ve doğru cevaplar verin. Cinselliğe yönelik ilgisi uzun süre devam ettiği ve sadece bu alana yoğunlaştığı takdirde bir uzmana danışın. İlgi doğal olmakla birlikte yaşamın diğer alanlarında uzaklaşacak kadar yoğunlaşma ruhsal sorunları ifade eder.

Erinlik ve ergenlik döneminde de mastürbasyon tekrar başlar. Bu durum cinselliğini yaşamak isteyen gencin doğal bir deneyim arzusundan kaynaklanmaktadır. Abartılmamalıdır. Normal ve sağlıklıdır. Yine sıklığının aşırı artması halinde bir doyumsuzluk, psikolojik bir sorun söz konusu olabilir. Bunun üzerine gitmek gerekir. Genci bu ilgisine doyum sağlamak üzere gizli olarak başvurduğu kaynakları engellemek, bu nedenle onu cezalandırmak yanlış olur. Çocuğun bu davranışı cinsel gelişimin bir parçası olarak görülmelidir. Çocuğun tıpkı boyunun uzaması, kilosunun artması gibi bir gelişim özelliğidir. Gerek eliyle gerekse sürtünerek mastürbasyon yapan çocuğa kızıp, azarlayıp, onu korkutmak yerine üzerinde durmamak ve eğer olağan üstü bir sıklıkta oluyorsa, onu korkutmadan ve konuya değinmeden başka bir şeyle oyalayarak dikkatini başka bir yöne çekmek genellikle yeterli olur.

 

Psikolog Aybüke Uysun

WhatsApp'ı Aç
???? Merhaba!
Merhaba ????
Nasıl yardımcı olabiliriz?