Psikolog Funda EMİ ÇOLAKOĞLU

1983 yılında Ankara’da doğdum. İlkokul eğitimimi Ankara’da, ortaokul ve lise eğitimimi Çanakkale’de tamamladım. 2000 yılında tam burslu olarak girdiğimİstanbul Maltepe ÜniversitesiPsikoloji Bölümü’ndebir yıl süren ingilizce hazırlık eğitimi alarak 2005 yılında mezun oldum. İstanbul Maltepe Üniversitesi’ndeki öğrencilik dönemimde Felsefe Klubünün kurulmasında ve başkanlığında görev aldım. Klup çalışmaları kapsamında söyleşi ve oturumların planlanması ve hazırlanmasında rol aldım. Ayrıca psikoloji eğitimim süresince Türk Psikologlar Derneği bünyesindeki eğitimlere ve Psikodarama Enstitü bünyesinde psikodrama çalışmalarına katıldım.

 

Psikoloji lisans eğitimim süresince; Fenerbahçe Birsen Koçak Çocuk Yuvası, Üsküdar ÖzelYeşeren Umutlar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, G.A.T.A. Hastanesi Psikiyatri Kliniği ve Güde Boya Apre Limited Şirketi’nde İnsan Kaynakları Depertmanı’nda stajlar yaparak mesleğimin değişik çalışma alanalarını tanıma şansına sahip oldum. Ayrıca üniversite eğitim süresince öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği olan öğrencileri destekleyici çalışmalarda görev alarak yarı zamanlı iş imkanı elde ettim.

 

2005 yılında mezuniyetimin ardından Özel Kartanesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehabilitasyon Merkezi’nde Psikolog olarak çalışmaya başladım. 2005-2006 eğitim öğretim dönemindeİstanbul Marmara Üniversitesi Özel Eğitim Yüksek Lisans Programına girerek bir yıl süren bilimsel hazırlık programını tamamladım. Bu eğitimim süresince zihinsel engelliler, otizm, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu üzerine eğitim aldım. İlerleyen yıllarda çeşitli kamu kurumların da (Çocuk Esirgeme Kurumun’da yaşayan kimsesiz çocuklarla, Çocuk Mahkemesi bünyesinde yargılanan ve mağdur çocuklarla, Aile Mahkemesi’nde boşanma sürecindeki çiftlerle) çalışmalarıma devam ettim.

 

Çalışma hayatım süresinde de; mesleki gelişimime destek olması amacıyla; Dr. Tahir ÖZAKKAŞ ve ekibi tarafından verilen ve 3 yıl boyunca 1088 saatten oluşan teorik, formülasyon ve süpervizyon aşamalarını kapsayan Bütüncül Psikoterapi eğitimini, İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği bünyesinde gerçekleştirilen 1 yıl süren Psikanalize Giriş Seminerlerine, Davranış Bilimleri Enstitüsü bünyesinde gerçekleştirilen ve Dr. Susan M. Knell tarafından verilen Bilişsel Davranışçı Oyun Terapisi Eğitimi gibi eğitimlerime ağağıdaki eğitimlerimi ekleyerek mesleki çalışmalarıma çocuk, ergen, yetişkin ve çiftlerle devam etmekte ve bilirkişi statüsünde boşanma, velayet ve şahsi ilişki hususlarında rapor hazırlanma süreçlerinde görev almaktayım.

 

  • Psikoterapi Enstitüsü Nostaljik Atölye Çalışması, Bilişsel Davranışçı Çift ve Aile Terapisi, Prof. Dr. Frank M. DATTILO
  • Psikoterapi Enstitüsü Nostaljik Atölye ÇalışmasıPsikoterapi Enstitüsü Nostaljik Atölye Çalışması, Gelişimsel Kuram Zemininde İlişkisel Psikanaliz,Sypros D. ORFANOS
  • Hipnotik Yeniden İşlemleme Terapisi, Dr. Haluk Alanve Dr. Sinan GÜZEL
  • Oto-Hipnoz Eğitimi Atölye Çalışması, Dr. Mehmet BAŞKAK
  • Bütüncül Psikoloji, Terapatik Kartlar Uygulayıcı Eğitimi, Klinik Psikolog Reyhan Nuray DUMAN
  • Can Psikoloji, Çocuk Değerlendirme Testleri,Klinik Psikolog Fazıl TATAR
  • Can Psikoloji, Duygu Odaklı Terapi Süpervizyon Çalışması, Klinik Psikolog Fazıl TATAR
  • Can Psikoloji, Hipnoz ve Sınav Stresinde Kullanımı, Klinik Psikolog Harun ASAN
  • Hera Psikoloji,Duygu Odaklı Terapi ve Vaka Analizi, Klinik Psikolog İshak BÜYÜKYILDIRIM
  • Hera Psikoloji, Uygulamalı Hipnoz Eğitimi, Klinik Psikolog Harun ASAN
  • Aydın Üniversitesi, Bilirkişi Temel Eğitimi
  • Türk Psikologlar Derneği- Wisc-R Eğitimi

ATTENTIONER DİKKATİMİ TOPLUYORUM PROGRAMI NEDİR?

Attentıoner Dikkatimi Topluyorum programı Bremen Üniversitesi\Almanya’da geliştirilmiştir. 7-18 yaş grubundaki çocukların dikkatlerini iyileştirmek, karşılarına çıkan işitsel ve görsel uyaranlara karşı dikkatlerini sürdürebilmelerini sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.
Dikkat geliştirme terapisinin içeriğindeki egzersizlerle çocukların seçici dikkati gelişmekte, dikkat dağıtıcılara direnç gösterme ve yaptığı işi (ödev, ders çalışma) tamamlama becerisini kazandırılır. Dikkatte devamlılık performansı desteklenir ve çocuklar dikkatlerini dağıtan unsurlara tepkisiz kalmayı öğrenerek, zamanı verimli kullanma ve görevini tamamlama becerisini edinirler.
Nöropsikolojik tabanlı bir program olup Davranışçı terapi elemanlarını içermektedir. 2 temele dayanmaktadır. Bunlar; öğrenme psikolojisi ve nöropsikolojik temellerdir. Uygulamalar sonucunda dikkat seçiciliği de desteklenmiş olacaktır.
2 modülden oluşmaktadır. 1. Modül çocuğa uygulanan 15 seanslık egzersizler ve 2. Modül aileler ile yapılan 5 seanslık aile oturumlarıdır.
Bireysel ya da grup olarak uygulanabilmektedir. Bireysel çalışmalarda, günlük hayatta karşılaşılan sorunlar birebir çalışmada yapılandırılmış olarak ele alınır. Yapılandırılmış egzersizler ve etkinliklerle çocuk desteklenir ve böylece motivasyon artmış olur. Grup çalışmasında ise, günlük hayatta karşılaşılan sorunlar grup içerisinde yapılandırılmış olarak ele alınır. Grup içinde rekabet desteklenir böylece motivasyon artmış olur. Her iki grupta da çocuklara uygun figürler kullanılarak çalışma somutlaştırılmaktadır.
Uygulanan aile oturumları ile de öğrenilen stratejilerin günlük hayata aktarımı sağlanır.

PROGRAMIN AMACI

  • Seçici dikkatin geliştirilmesi
  • Çocukların kendi kendini düzenleme becerisinin arttırılması
  • Beklenen sosyal davranışın öğrenilmesi
  • Sorun çözme becerisi ve öfke kontrolü sağlanır
  • Çocuğun Seçici Dikkat, Bölünmüş Dikkat, Odaklanma ve Zamanlama işlevlerinde iyileşme hedeflenmektedir
  • Günlük yaşamda karşılaşması olası çeşitli dikkat dağıtıcılar çalışma esnasında verilerek çocuğun dikkatinde çok yönlü bir gelişim sağlanması hedeflenir.

Psikolog Aybüke Uysun

ÇOCUKLARDA CİNSEL MERAK

Cinsel eğitim ailede başlar, okulda devam eder. Her ailenin en önemli hedefi; çocuklarını her anlamda sağlıklı yetiştirmek, sonraki yaşamında kendisi ve çevresiyle barışık yaşamasını sağlamak olmakla birlikte, ileride kuracakları  kendi aile yaşamlarında  da aynı anlayışı devam ettirmeleridir. Çocuğun her alandaki gelişiminde olduğu gibi, cinsel eğitiminde de aileye oldukça büyük görevler düşmektedir. Çocuğun kişiliğine temel oluşturacak özelliklerden çoğu ailede oluşmaktadır. Bu da çocukların yaşına uygun bir şekilde, gerektiği kadar bilgilendirilmeleri ile mümkündür.
Çocuğa ve ergene bilgi verirken ailenin yapısı göz ardı edilmemelidir. Sağlıklı bilgi verilmesi her aile tipinde aynı düzeyde olmamakta, bazı ailelerde yeterince sağlanamamaktadır. Önemli olan öğrenmeye ve bilgiye açık olmalarıdır.

Demokratik aile ortamında yetişen çocuklar;

  • Cinsel gelişim sürecinde sorun yaşama olasılıkları azdır. Merak ettiklerini rahatlıkla sorabilir ve uygun yanıtlar alabilirler. Kendilerine olan güvenleri nedeniyle  ve ne isteyip ne istemediklerini rahatlıkla ifade edebildikleri için cinsel tacize uğrama olasılıkları çok azdır. Çünkü bunu önleyebilirler.
  • Herhangi bir duygusal açlık yaşamadıkları için, bu anlamda kendilerini kullandırmaları söz konusu değildir. Sağlıklı kız/erkek arkadaş iletişimini rahatlıkla kurabilirler. Aile dışında yaşadıkları olayları  (okulda, arkadaşlar arasında vb.) rahatlıkla aile üyeleriyle paylaştıklarından, sorun çıktığında sağlıklı yönlendirme yapmak daha kolaydır ve hatalı davranışları zamanında önlenebilir.

Çocuğu cinsellik hakkında bilgilendirmemenin sakıncaları göz ardı edilmemelidir. Çocuk merak ettiği bu konuyu bir şekilde ya arkadaşlarından ya da internetten yalan yanlış, kulaktan dolma bilgilerle öğrenebilir. Hem anne-babanın çocuğun bu konudaki sorularını cevapsız bırakması çocuğun soru sorma kapasitesini düşürür, bu kapıyı da kapatmamak gerekir.
Soran çocuk, daima hayatı daha basit öğrenir, sorunlara daha kolay çözüm getirir. Sorulan soru yanlış olabilir, ama çocuk nasıl yürümeyi düşe kalka öğrendiyse, soru sormayı da yanlış sorular sora sora öğrenecektir. Bu yüzden çocuğu azarlamadan, terslemeden, içindeki merak duygusunu yok etmeden sorularına yanıt atamak, o an verilecek bir cevap bulunamıyorsa “Bu konuyu araştırıp cevaplayayım” çağırmak ve fiilen de araştırıp, düşünüp cevap belirlemek yerinde bir davranış olacaktır.
Çocuklar aslında doğaları gereği cinsellik konularına ilgisizdir. İçimizdeki cinsellik yazılımı ergenlik dönemi ile ortaya çıkar. Ancak bazı çocuklarda küçük yaşlarda cinsel merak görülebilir. “Cinsellik kadınla erkek arasında çok özel bir durumdur. Ama detaylarını öğrenmen için biraz daha büyümen gerekiyor. Büyüdüğünde anlatacağım” şeklinde bir açıklama yapmak gerekir. Çocuğa da bu konu hakkında yalan söylenmemiş olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocukların anne-babaları ile aynı odada yatmaları doğru mudur?”
Yatak odanız size aittir. Üstelik çocukların yaşları ne kadar küçük olurlarsa olsunlar, cinsel ilişki sırasında duyacaklarından ve göreceklerinden etkileneceklerdir. Çocuğun kendine olan güven duygusunun gelişebilmesi için erken yaşlarda kendi odasında tek başına yatabilmeyi başarması gerekir. Çocuğunuzu her açıdan korumak için aynı odada yatmamalısınız.

Çocuğuma cinsellikle ilgili bilgi vermekle onun merakını  erkenden uyandırmış olur muyum?”
Hayır. Aksine açık, kısa, doğru ve doğal bir biçimde verilen bilgiler çocuğun anne-babasına olan güvenini pekiştirir ve tatmin edicidir. Başkalarına soru sormak durumunda kalmaz.

Çocuğumun cinselliğe olan ilgisi birden arttı ne yapmalıyım?”
9-14 yaş bu ilginin arttığı bir dönemdir. Sorduğu sorular ve gösterdiği ilgi karşısında telaşlanmayın. Her soruya doğal bir tavırla, zamanında ve doğru cevaplar verin. Cinselliğe yönelik ilgisi uzun süre devam ettiği ve sadece bu alana yoğunlaştığı takdirde bir uzmana danışın. İlgi doğal olmakla birlikte yaşamın diğer alanlarında uzaklaşacak kadar yoğunlaşma ruhsal sorunları ifade eder.

Erinlik ve ergenlik döneminde de mastürbasyon tekrar başlar. Bu durum cinselliğini yaşamak isteyen gencin doğal bir deneyim arzusundan kaynaklanmaktadır. Abartılmamalıdır. Normal ve sağlıklıdır. Yine sıklığının aşırı artması halinde bir doyumsuzluk, psikolojik bir sorun söz konusu olabilir. Bunun üzerine gitmek gerekir. Genci bu ilgisine doyum sağlamak üzere gizli olarak başvurduğu kaynakları engellemek, bu nedenle onu cezalandırmak yanlış olur. Çocuğun bu davranışı cinsel gelişimin bir parçası olarak görülmelidir. Çocuğun tıpkı boyunun uzaması, kilosunun artması gibi bir gelişim özelliğidir. Gerek eliyle gerekse sürtünerek mastürbasyon yapan çocuğa kızıp, azarlayıp, onu korkutmak yerine üzerinde durmamak ve eğer olağan üstü bir sıklıkta oluyorsa, onu korkutmadan ve konuya değinmeden başka bir şeyle oyalayarak dikkatini başka bir yöne çekmek genellikle yeterli olur.

 

Psikolog Aybüke Uysun

Psikolog Sema YILMAZ

Psikolog Sema Yılmaz, 1998 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlkokul ve lise yıllarını İstanbul’da tamamlayıp, 2021 yılında İstanbul Gedik Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında iki farklı kurum ve kuruluşlarda gönüllü stajlarını tamamlamıştır. Lisans hayatı ve sonrasında çeşitli eğitimlere katılmıştır. Çalışmalarını ergen ve yetişkin üzerinde geliştirmektedir.

2021 yılında başladığı Bütüncül Psikoterapi Akademisi eğitimine devam ederken, Aile danışmanlığı eğitimine de devam etmektedir.

Aldığı Eğitimler

  • Duygu Odaklı Bireysel Terapi Eğitimi
  • Hipnotik Yeniden İşleme Terapisi (HYT)
  • Aktarım Odaklı Terapi
  • Davranışçı Terapi ve BDT
  • Kişilik Bozuklukları-Masterson
  • Genogram, Kum Terapisi
  • Öğrenci Koçluğu ve Eğitim Danışmanlığı
  • Oyun Terapisi Eğitmen Eğitimi

Çalışma Alanları

  • Ergen
  • Yetişkin

OKUL FİKRİNE ÇOCUĞUMU NASIL HAZIRLAMALIYIM?

OKUL FİKRİNE ÇOCUĞUMU NASIL HAZIRLAMALIYIM?

Okul” kavramı çocuğun hayatında yeni bir kavramdır ve bu yeni kavramla birlikte çocukta yeni bir duygu bu yeni duyguyla birlikte yeni davranışlar geliştirecektir. Bu nedenle ilk olarak çocuğun okula duygusal olarak hazırlanması gerekmektedir.
Okulu ve öğretmeni bir otorite gibi aktarmak ‘’Öğretmen duysa çok kızardı.’’, ‘’Okulda da böyle yaparsan kimse seni sevmez.’’ gibi cümleler korku uyandırarak çocuğun okuldan, öğretmenden geri çekilmesine yol açar. Bunun yerine okulla ilgili olumlu konuşmaların yapılması çok önemlidir. Çocuğun okula başlama konusunda kaygıları var ise aile bireyleri ilk olarak kendi komik ve eğlenceli okul anılarını anlatabilir.

OKUL AÇILDIĞINDA NELER YAPMALIYIM?

Okula uyum süreci en önemli olan etken devamlılıktır. Çocuğun okula devamlılığının düzenli sağlanması okula uyum sürecini kolaylaştıracaktır ancak ailelerin bu konuda kararlı davranması gereklidir.  Bazen aileler çocuk üzülmesin diye bir iki gün okula gitmemesinin ona iyi geleceğini düşünebilirler fakat bu uyumu zorlaştıracaktır. Çocuğa okula gitmemesi durumunda yapılan etkinliklerin onsuz yarım kalacağını söylemek gerekir.
Çocuğun okulla alakalı kaygıları yargılamadan hoşgörüyle dinlenilmeli sorunun kaynağı anlaşılınca aile bireyleri ve çocuk neler yapılabileceğini konuşup planlamalı gerekirse yardım alınmalıdır.

SAĞLIKLI AYRILMA NEDİR?

Çocuğunuzla vedalaşma süresini kısa tutmanız önemlidir. Vedalaşma sahnesi ne kadar uzarsa çocuk için bu süreç daha çok zorlaşabilmektedir. Burada önemli olan duyguyu yansıtabilmektir. “Çok zor biliyorum, aklımda tutuyorum seni, söylediğim saatte seni alıyor olacağım.”
Çocuğunuzun öğretmene, okula alıştığını hissettiğinizde, siz olmadan da okulda kalabilecek duruma geldiğinde ve öğretmeniyle de hemfikir olduğunuzda; kaçmadan, öperek, güle güle diyerek çocuğunuzun yanından sağlıklı bir vedalaşma yaparak ayrılmanızdır.

ÇOCUĞUMUN OKULA ALIŞMASI NE KADAR ZAMAN ALIR, BU SÜREÇTE NE YAPMALIYIM?

Okul, alıştığı, güvendiği ev ortamından, bilmediği bir ortama doğru atılan ilk adımdır. Her çocuk, okula başlama ve alışma sürecini kendi gelişim hızına göre yaşar. Çabuk uyum sağlayabilme, çocuğun belli bir düzeyde bilişsel, duygusal ve sosyal olgunluğa erişmiş olmasını gerektirmektedir. Bu sebeple çocuklar, arkadaşları ile karşılaştırılmamalıdır. Kimi çocuk ilk gün adapte olup sorunsuz ilerlerken kimi çocuğun yeni bir ortamla başa çıkmayı öğrenip uyum sağlaması zaman alabilir. Uyum sürecini, çocuğun mizacı, daha önce gitmiş olduğu okuldaki deneyimleri ya da hiç okul deneyiminin olmaması da etkiler.

UYUM SÜRECİNİ DESTEKLEYECEK TAVSİYELER

  • Okul alışverişine çocuğunuzla birlikte çıkın, alınan malzemelerde mutlaka onun da fikrine başvurun.
  • Okula nasıl gidip geleceğini, okulda kaç saat zaman geçireceğini ve eve geldiğinde onu kimin karşılayacağını çocuğunuza aktarın. Belirsizlik çocuklarda kaygı yaratacaktır.
  • Nasıl bir ortamın onu beklediğini, okulu, sınıfı ve öğretmenleriyle ilgili bilgi verin.
  • Çocuk evden okula giderken mutlu ayrılmalı telaşlı bir temponun içinde kendini bulmamalıdır. Unutmayın siz telaşlı olursanız telaşlı; mutlu olursanız mutlu olacaktır.
  • Eşlikçi ebeveyn belirlenmelidir. Örneğin, çocuğu okula anne getiriyorsa ve kapıda anneden ayrılmakta zorlanıyorsa, vedalaşma süreci uzuyorsa, çocuğu okula anne yerine baba getirmelidir.
  • Okulun nasıl geçtiğini sormak isteyebilirsiniz bu doğaldır ancak ısrarcı olunmamalıdır. Çocuk okula uyum göstermeye başladıkça sizlere o zaman paylaşacaktır. Odağını kaygıya çekecek ‘’Bir sorun yok değil mi?’’ ‘’Sabahları ağlamıyor artık benim oğlum/kızım’’ gibi söylemlerden uzak durulmalı olumlu cümleler kurulmalıdır.

 

Psikolog Aybüke Uysun

ÇOCUKLARDA TUVALET EĞİTİMİ

“Çocuğum tuvalet eğitimine hazır mı?” “Tuvalet eğitimine ne zaman başlamam gerekir?” “Tuvalet eğitimi kaç gün sürer?” gibi her ailenin aklında soru işaretleri oluşabiliyor. Öncelikle tuvalet eğitimi her çocuğun hazır oluşuna bağlı olarak farklı dönemlerde tamamlanabilmektedir. Bu eğitime başlayabilmek için çocuğun fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimi de önem taşımaktadır.

ÇOCUKLARDA TUVALET EĞİTİMİNE NE ZAMAN BAŞLANIR?

İlk olarak çocuğun bağırsak ve mesane kaslarının tuvaleti tutmak ve kontrol edebilmek için gelişmiş olması, yürümeye başlamış olması ve ihtiyaçlarını dile getirmeyi öğrenmiş olması gerekir. Çocukların çoğu 18 ay ile 3 yaş arasında tuvalet eğitimi almaya hazırdır. Tuvalet eğitiminin gelişme ve hazırlanma yaşını değiştirmek için yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Bu tamamen gelişim sürecine bağlıdır. Yapabileceğiniz tek şey çocuğunuzu dikkatlice gözlemlemek ve başlamak için hazır olduğuna dair işaretler bulmaktır.
Tuvalet eğitimine başlanan zamanın ev değişikliği, beşikten yatağa geçmesi veya yeni bir bebeğin doğumu gibi önemli değişikliklerin yaşandığı döneme denk gelmemesi gerekmektedir. Tuvalet eğitiminde zamanlamayı doğru yapmak kadar çocuğunda buna hazır olması önemlidir.

ÇOCUĞUN TUVALET EĞİTİMİNE HAZIR OLDUĞU NASIL ANLAŞILIR?

Her çocuğun tuvalet eğitimine hazır oldukları yaş dilimi farklılık göstermektedir. Bu sebeple yaşa göre değil çocuğun hazır olduğuna dair gözlemlemek ve buna dair işaretler bulmak önem taşımaktadır. Peki hazır olduğuna dair işaretler nelerdir? Eğer çocuk;

  • Bezi kirlendiğinde rahatsız olmaya başladıysa,
  • Tuvaletini yaptıktan sonra sizlere söylüyorsa,
  • Belirli kısa yönergeleri takip edip yerine getirebiliyorsa,
  • Fiziksel olarak hazır olduğunda yani kendisi tuvalete oturup ve bittiğinde ayağa kalkabiliyorsa,
  • Bezi daha uzun süre kuru kalıyorsa,
  • Tuvalet kullanmayı merak ediyor ve istediğini gösteriyorsa tuvalet eğitimine başlamanın zamanı gelmiş demektir.

TUVALET EĞİTİMİ NASIL VERİLMELİ?

İlk olarak tuvalet eğitimine lazımlık ile mi yoksa klozet ile mi başlanacağına karar verilmelidir. Bu karar sonrasında gerekli olan materyaller alınmalıdır. Lazımlık kullanılacaksa çocuğun rahatlıkla oturabileceği ve ulaşabileceği bir yere konulmalıdır. Klozet kullanılacak ise klozet aparatı almak ve klozetin önüne çocuğun rahat çıkıp oturabilmesi için bir basamak tedarik etmek çocuğun alışmasını kolaylaştıracaktır.
Çocuğun tuvalete alışması için öncelikle bez kullanırken, tuvaletini yapmasa da alıştırma tuvaletine veya klozete oturmaya başlaması, örneğin uykudan kalktığında, evden çıkmadan önce ve gece uyumadan önce, günde birkaç kere bezi çıkararak klozete veya alıştırma tuvaletine oturtmak güzel bir başlangıç olacaktır. Bu süreçte tuvalet ile ilgili kitaplar okumak yararlı olacaktır.
Çocuğun vücudundaki sinyalleri tuvaletinin gelmesi ile bağdaştırması için onu iyi izlemek, tuvaletinin geldiği anlaşıldığında sakince tuvalete gitmeye ihtiyacı olup olmadığını sormak ve klozete oturtmak, çocuk tuvaletini kaçırmış olsa bile klozete oturmasını sağlamak çocuk için yardımcı olacaktır. Tüm bu süreçte çocuğu zorlamamak ve tuvaletten kalkmak istediğinde kalkmasına izin vermek, çocuğun hazır olduğu anı beklemek önem taşımaktadır.

AİLENİN TUTUMU NASIL OLMALI?

Çocuk bu eğitimi bir başarı veya bir başarısızlık olarak görmemeli. Bu nedenle anne babanın tuvalet eğitimi sürecinde bu durumu bir sorunu çözüyormuş gibi yansıtmamaları, çok büyük heyecan ve heves göstermemeleri gerekir. Bu süreç içerisinde çocuk tuvaletini klozete yaptığında aşırıya kaçacak derecede ödüllendirilmemeli veya tuvaletini klozete yapmadığında cezalandırılmamalı. Anne babanın sabırlı olması ve çocuğu burada desteklemesi önemlidir. Unutulmamalıdır ki çocuğun kendi yolunu çizmesi ve hazır olduğunda tuvalet ve lazımlığı kullanması çok daha iyi olacaktır.

 

Psikolog Aybüke UYSUN

ÇOCUKLARDA KAKA TUTMA PROBLEMİ

ÇOCUKLARDA KAKA TUTMA PROBLEMİ

Çocuklarda genel olarak kaka tutma problemi 2-4 yaş aralığında görülebilmektedir. Tuvalet eğitiminin bu yaş aralığında kazanılmasıyla beraber çocuklar çevresel ve psikolojik etkenlerden etkilenebilmektedir. Anal döneminde olan çocuk dışkılamayı vücudundan bir parçanın kopması olarak algılarken bazı çocuklarda kaka tutmayı alışkanlık haline getirebilirler. Bunun sonucunda da bu durum korkutucu bir hal alabilmektedir. Çocuğun kakasını tutmasının birçok nedeni olabilir. Bu nedenler biyolojik ve psikolojik olarak ikiye ayrılır.
Birçok farklı neden çocuklarda kaka tutma sorununa yol açabilmektedir. En yaygın nedenler arasında erken tuvalet eğitimi ya da çocuğun beslenmesindeki değişiklikler yer alsa da acı veren bir tuvalet deneyimi sonrası çocuk, kaka tutma eğiliminde olabilmektedir.
İlk olarak Çocuk doktora götürülüp ve biyolojik olarak herhangi bir sorun olmadığı halde kaka ve tutma yapamama sorunu devam ediyorsa sorunun kaynağının psikolojik olabileceği düşünülmelidir.

KAKA TUTMA NEDEN OLUR?

Anne-babaların kontrol duygusu yoğun olduğunda, çocuklar bu kontrol ihtiyacını kaka, yemek yeme, uyku üzerinden gösterirler. Bedenden gelen sinyallerini “kontrol bende” diyerek kontrol etmek isterler.
2-4 yaşında görülebilen bu problem çocuğun özerklik ve bağımsızlık sembolüdür. “Benim istediğim olacak, kontrol bende, kakaya hakimim” mesajı verir.
Ebeveynlerin tutumu ısrarcı ya da cezalandırıcı/otoriter ise çocuk bu yolla kendini ifade ediyor ve ispatlıyor olabilir. Özellikle tuvalet eğitimi sırasında cezalandırıcı ve ısrarcı tutumlar çocuğun tuvalet eğitimi süresinin uzamasına ve zorlaşmasına neden olmaktadır.
Annenin mükemmeliyetçi yapısı neden olabilir. Tuvalet eğitime dair katı kurallar, erken tuvalet eğitimi gibi nedenlerle çocuk tuvalet eğitiminde zorluk yaşayabilir.
Kaka tutma probleminde belki de en önemli neden çocuğun yeterli kabul ve onay alamamasıdır. Kabul ve onay alamayan çocuk kendini ispat edebilme çabasına girer. Böylelikle çocuk kabul ve ilgiyi kazanabilmek için bu yolu seçmiş olabilir.

KAKASINI TUTAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI?

  • Anne-baba kontrolcü ve mükemmeliyetçi bir tavra sahip ise çocuğa destek olmak için bu durumu en aza indirmek atılacak olan en önemli adımdır.
  • Eğer çocuk stres altında olduğundan kakasını tutuyorsa, çocuk için stres yaratan faktörün ortadan kaldırılması gerekir.
  • Aile içinde veya başka kişilerin yanında bu konunun üzerine konuşulmamalı, çocuk üzerinde daha fazla baskı oluşturulmamalıdır.
  • Çocuğun tuvalet saatlerini kontrol etmeli fakat bunu çocuk üzerinde baskı oluşturacak şekilde yapmamalısınız.
  • Çocuğun beslenme alışkanlıkları gözden geçirilmelidir. Abur cubur odaklı, yağlı beslenme engellenmelidir. Lifli ve sağlıklı, bağırsakları harekete geçirici yiyecekler teşvik edilmelidir.
  • Çocuğunuza kaka yapmanın neden gerekli olduğunu anlatan kitaplar okuyabilirsiniz.

KAKA TUTMA PROBLEMİ GÖRÜLDÜĞÜNDE YAPILMAMASI GEREKENLER NELERDİR?

  • Sürekli kaka üstüne konuşmalar yapmamak gerekir. “Tuvaletin var mı, çıkmadan yap, tekrar dene” gibi tekrarlayıcı sorular çocuğun kendini baskı altında hissetmesine neden olabilmektedir.
  • Çocuk klozete zorla oturtulmamalıdır.
  • İlk aşamada çocuk istenilen davranışı yerine getirildiğinde ödüllendirilebilir. Fakat bu ödüllendirilme abartılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki sözel pekiştireçlerde çocuğun istenilen davranışı tekrar etmesinde önemlidir.
  • Çocuğu cezalandırma ve yargılamadan kaçınılmalıdır.

 

Psikolog Aybüke UYSUN

ADHD DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERKATİVİTE BOZUKLUĞU NEDİR?

ADHD DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERKATİVİTE BOZUKLUĞU NEDİR?

ADHD sorunu olan kişiler dikkat ve hareket düzeylerinde bozukluklar ve dürtüsel
hareketlerini kontrol etmede sorunlar yaşarlar. ADHD ‘Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Bozukluğu’ anlamına gelir. Kişiler bazen hayatlarını organize etmekte zorlanabilir ya da düzen
konusunda bazen kendilerini kontrol edemeyebilirler. Bu durumu yaşayan her birey için
Hiperaktivite Bozukluğuna sahip birey denilmesi yanlış olacaktır. Bu bireylerin mutlaka ADHD
problemi yaşadıkları anlamına gelmemektedir. ADHD problemi kişilerin hayatlarının uzun süren
dönemlerinde istedikleri gibi yaşayamamalarına engel olacak şekilde belirgin semptomlarının
olması ile ilgilidir. ADHD genelde kişilerde konsantrasyon sorunları, huzursuzluk ve gerginlik
şeklinde ortaya çıkar. ADHD problemi yaşayan bireyler dış görünüş olarak girişken, sosyal ve
yeniliklere açık gibi görünseler de, stabil bir hayat sürme, genel durumu devam ettirme, planlar
yapma ve bu planlar doğrultusunda hedefe yönelik çalışma yapma durumunda yarım bıraktıkları
işler nedeniyle rahat olmayan, zihinlerinin karışık olduğu bir hayat sürebilirler.

ADHD Problemi Yaşayan Bireyler

ADHD problemi yaşayan bireyler dürtüsel doğaları gereği karşısında bulunan insanlara zor
anlar yaşatabilirler. Örneğin; konuşma esnasında sizin sözünüzü kesip konuşmaya devam edebilirler
ya da sorulan sorunun sonunu beklemeden soruya cevap aramaya çalışma gibi aktiviteler
gösterebilirler. ADHD yaşayan bireyler planlama yapabilme becerisinden yoksundurlar bu nedenle
karşılarına çıkan herhangi bir olumsuzlukla beraber azim duyguları aniden düşer ve başarı
konusunda sıkıntı yaşarlar. Olumsuz duygu ve düşüncelere maruz kalma eğilimleri oldukça
yüksektir, bu nedenle bireylerin etrafındaki kişiler kendilerinin ne zaman ne yapacaklarını
bilemediklerini duygu durumlarında ani değişimler olduklarını söylemektedirler.
ADHD belirtilerinin fazla olması nedeniyle her bireyde aynı şekilde kendisini
göstermemektedir. Birçok etkenin birleşmesi ve kombinasyonuyla birlikte ortaya çıkan bir sorun
olduğu için farklı belirtilerin olması muhtemeldir. ADHD sorunun yaygın olarak bazı belirtileri
şunlardır;

  • Odaklanmakta zorlanma
  • Her şeyden çabuk sıkılma
  • Sık sık hata yapma eğilimi
  • Yerinde duramama aşırı hareket isteği
  • Sabırsız olma
  • İsteklerinin hemen gerçekleşmesi gibi taleplerinin olması
  • Unutkanlık
  • Göz teması kuramama
  • Aynı aktiviteyi uzun süre yapamama
  • Sosyal hayata adapte olmakta zorluk yaşama

ADHD Problemi Sosyal ve Psikolojik Etkileri

ADHD problemi sosyal ve psikolojik etkileri fazla olan bir durum olarak görülse de kalıtsal
olma durumu oldukça fazladır. Bu hastalık çocuklarda % 5 – 7 oranında görülen ve gerekli
müdahale yapılmadığında yetişkinlikte de devam eden bir durumdur. ADHD yetişkinlikte gelişen
bir rahatsızlık değildir genelde çocuklukta ortaya çıkar, yerinde ve yeterince müdahalenin olmadığı
durumlarda yetişkinliğe kadar semptomlarının devam ettiği hatta arttığı görülebilir. ADHD
rahatsızlığının kalıtsal anlamda bir bireyde bulunması beyin ve sinir sistemini etkileyen ve bu
kısımlarda problemlerin yaşandığını gösteren bir rahatsızlıktır. Yapılan araştırmalar; bu sorun ile
mücadele eden bireylerin beyin yapılarının bazı bölümlerinin daha büyük ya da daha küçük
oldukları tespit edilmiştir.
ADHD bozukluğu yaşayan çocuk ise ya da erişkin ise buna yönelik farklı tedavi
yöntemlerinin uygulanması gerekmektedir. Çocuk hastaların uzman psikiyatristler tarafından
muayene edilmesi gerekmektedir. Yetişkin hastaların psikiyatr bilim uzmanları tarafından tedavi
edilmesi gerekmektedir. Tüm bunların yanı sıra psikiyatr tedavisi süren bireyler psikolog, psikolojik
danışmanlar tarafından terapi süreçlerine başlamaları iki taraflı yarar sağlamaktadır. Aynı zamanda
rahatsızlık yaşayan bireylerin hızlı sonuç almalarına neden olmaktadır.
ADHD farklı sorunlara bağlı olarak ortaya çıkan bir sorun olduğu için yöntemleri de çok
yönlü olan bir rahatsızlıktır. İlaç tedavisi, terapi ya da ilaçsız tedavi gibi yöntemler bulunmaktadır.
Teşhisin konulması ile birlikte uzman psikiyatrlar tarafından çeşitli ilaçlarla, sentetik uyarıcılarla
sorunun olumsuz etkilerinden kurtulmak mümkündür. Dahası bilişsel davranışçı terapi yöntemleri
de uzman terapistler aracılığıyla bireylere ve çocuklara uygulanmaktadır. Dikkat eksikliği yaşayan
bireylerin farkındalık kazanması ve farklı sorumlulukların oluşmasına yardımcı olan listelerin
yapılması bireylerin bazı alışkanlıklar edinmesi açısından oldukça faydalı olmaktadır. Düzenli
egzersizler tedavinin bir bölümünü kapsamaktadır. Bu egzersizlerin çoğunu beyin egzersizleri
oluştursa da fiziksel egzersizlerde bulunmaktadır. Çocuklarda ise ilk olarak öncelik psikoeğitimdir.
Bu hastalık hakkında çocuğun ailesi bilinçlendirilmelidir. Daha sonra nasıl bir tedavi yöntemi
izlenileceği hakkında bilgi verilmelidir.

 

PSİKOLOG/ÇOCUK TERAPİSTİ
EZGİ KÖSEOĞLU

KİŞİLİĞİMİZ NASIL ŞEKİLLENİR

KİŞİLİĞİMİZ NASIL ŞEKİLLENİR

Birçok insanın zaman zaman merak ettiği konulardan bir tanesidir insan beyninin çalışma yapısı. Bir olay veya durum karşısında bazı bireyler çok heyecanlanıp, panik olup, koku içerisinde hareket edebilirken, bazı bireyler de sanki hiçbir şey olmamış gibi çok rahat bir şekilde hayatına devam ettirebilmektedir. Burada bireylerin vermiş oldukları davranışsal ve yaşantısal tepkilerdeki farklılık olaylardan değil, olayları algılama şeklimizden ve o olayların bizim zihnimizde işlenme biçiminden kaynaklanmaktadır.
Organik bir yapıya sahip olan zihnimiz, doğum öncesinden başlayan bir işlemleme süreci ile başta ebeveynlerimizin bizimle kurduğu ilişkilerle harmanlanmaya ve yoğrulmaya başlayıp daha sonraki süreçte iletişimde bulunduğumuz, etkileşime geçtiğimiz her türlü durum yaşantı ve bilgi ile şekillenmeye devam etmektedir. Bu kadar etkileşime açık olan ve yaşantılarının zenginliği ile gelişen şekillenen bir zihinsel yapı, tam tersi bir durumda da olumsuz yaşantılarla yoğun bir şekilde etkilenip sınırlandırılan, engellenen bir yapıya bürüne bilmektedir.

İnsan Beyni Nasıl Bir Yapıya Sahiptir?

İnsan beyni çok fonksiyonel bir bilgisayardan daha kompleks bir yapıya sahiptir. Mevcut bilimsel bilgiler ışığında değerlendirildiğinde, yaşanılan bir durumda veya problem karşısında zihnimizin tam anlamıyla net bir şekilde nasıl çalıştığı çözümlenemezse bile yaklaşık olarak nasıl bir yol izlediği gözlemlenmiştir.
Bütün bunlar içerisinde, bizlerin yaşamış olduğu bir olaylar karşısında ortaya koyduğumuz tepkiler, geçmiş yaşantılarımızın biz de bırakmış olduğu izlere göre gelişmektedir. Dolayısıyla işin en enteresan tarafı da burada ortaya çıkmaktadır. Aslında neredeyse çok sınırlı sayıda etken olabildiğimiz ama daha çok edilgen bir yapı ile hareket ettiğimiz 0-6 yaş çocukluk dönemi bütün hayatımızın demosunu oluşturmaktadır. Nasıl ki bir aracı kullanmayı öğrendikten sonra yol şartları değişse, hava şartları değişse, aracın modeli markası cinsi değişse bile, biz öğrenmiş olduğumuz araç kullanma bilgisi ile hızlı bir şekilde değişen şartlara adapte olup aracımızı kullanmaya devam ederiz. Aslında bütün hayatımız böyledir ilk başta oluşan öğrenmeyi mevcut şartlara hızlı bir şekilde adapte eder ve hayat boyu kullanırız.

Çocukluğumuzun Etkisi

Biraz şanslı bir çocukluğumuz olduysa kişiliğimize dair oluşan bu yapılanma sağlıklı ve olumlu bir yapıya kavuşmuştur. Aksi bir durumda da hayatımızda  devam eden problemlerin  içerisinde tekrar tekrar dolaşmaya mahkum olabiliriz. Birçok kere duyduğumuz, “hep aynı şeyler beni mi buluyor” cümlesinin sebeplerinden bir tanesi de bu gelişimsel durumdur. Eğer sizlerde benzer bir yaşantıdan şikayetçi isek, Pendik kurtköy’de bulunan UMUTTERAPİ’de alanında yetkin ve uzman Psikolog kadromuzdan yardım alabilirsiniz.  Burada alacak olduğunuz yardım bireysel terapi, ya da çift terapisi olabileceği gibi çocuklarınız için oyun terapisi ( eski bilinen adıyla pedagog görüşmesi) şeklinde olabilir.

 

Uzman Klinik Psikolog
Eyüp AKIN

Psikolog Ezgi Köseoğlu

Psikolog Ezgi Köseoğlu, 1998 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlkokul ve lise yıllarını İstanbul’da tamamlayıp, 2021 yılında Marmara Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) bölümü mezunu olmuştur. Lisans eğitimi süresince birçok farklı kurum ve kuruluşta gönüllü faaliyetlerde bulunmuş, aktif rol oynamıştır. Ayrıca lisans eğitimi sırasında okulundaki laboratuvarda ‘araştırma asistanlığı’ ve ‘veri giriş asistanı’ olarak görev yapmıştır. Gerçekleştirdiği tüm bu faaliyetler esnasında kendini klinik süreç çerçevesinde geliştirmiş ve uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmuştur.

Lisans hayatı ve sonrasında çeşitli eğitimlere katılmış bu eğitimler ışığında mesleki bilgisi artmıştır. Kendini geliştirmek, alanda yetkin olmak adına hala devam eden eğitim sürecinden geçmektedir. Çalışmalarında çocuk ve ergenler odak noktası olmakla birlikte yetişkin terapisti olarakta çalışmaktadır. Uzm. Klinik Psikolog Birgül Emiroğlu Bakay’dan Çocuk Merkezli Oyun Terapisi Eğitimini tamamlamış olup şu anda aktif olarak bu ekol üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Dahası, 2021 yılında 2 yıl süreyle Psikoterapi Akademisi eğitimine başlamış ve halen devam etmektedir.

Aldığı Eğitimler

  • Çocuk Psikopatolojisi – Klinik Psikolog – Pedagog
  • Çocuk Merkezli Oyun Terapisi – Uzm. Kli. Psikolog Birgül Emiroğlu Bakay
  • Oyun Terapisinde Vaka Formülasyonu – Mehmet Teber
  • Bütüncül Psikoterapi – Hera Psikoloji

    Konferans ve Sempozyumlar

  • Travma ile Çalışmak – Doç. Dr. Ceren Acartürk
  • Çocuklarda ve Ergenlerde Vaka Formülasyonu – Uzm. Kli. Psikolog Ayşenur Bayraktar
  • İstanbul Üniversitesi Psikoloji Günleri – Yalnızlık Atölyesi
  • Mindfulness – Doç. Dr. Zümra Atalay
  • ‘Uyku’ konulu Psikoloji Günleri – İstanbul Şehir Üniversitesi Görevlisi
  • ‘Baş etme’ konulu Sempozyum Katılım Sertifikası – Sempozyum Organizasyon Görevlisi

    Gönüllü Faaliyetler

  • Uluslararası ‘Self – Help’ Organizasyonu
  • ‘Büyüdüm Çocuk Oldum’ Kuruluşu
  • Mülteciler Derneği
  • Uluslararası ‘School X’ Platformu
WhatsApp'ı Aç
???? Merhaba!
Merhaba ????
Nasıl yardımcı olabiliriz?