Çocuğumla Cinsellik Hakkında Konuşmak Mı? Ama Nasıl?

Çocuğumla Cinsellik Hakkında Konuşmak Mı? Ama Nasıl?
Çocuğumla Cinsellik Hakkında Konuşmak Mı? Ama Nasıl?

İki yaşındaki çocuk eteğini kaldırdığında komşu teyzesi hemen biraz da şakayla “kapat eteğini kız, ayıp!” derken diğer yandan da kızın eteğini çekiştirdi. Anlam veremeyen kız annesine bakınca annesinin gülümseyen yüzüyle “eteğini kaldırarak oynamayı çok seviyorsun, değil mi kızım?” dediğini duyunca eteğiyle oynamaya devam etti. Biraz sonra oyun oynarken çocuğun bir oyuncağına vulva*sını sürttüğünü gören komşu teyze panikle anneye kaş göz etti. Anne sakince “kızım, vulvanla oynamak çok hoşuna gidiyor, orası senin özel bölgen ve bunu sadece odanda yapabilirsin diye konuşmuştuk, hadi odana git kızım” deyince kız usul usul odasına gitti. Hayretle bakan komşu teyze “nasıl yani izin mi vereceksin?” dedi. Anne sadece gülümsedi.
Cinsel eğitim ne zaman başlamalı?” sorusu her zaman merak edilen bir sorudur. Bu sorunun yanıtı aslında kısa ve nettir: DOĞUMLA BAŞLAR. Bununla beraber çok fazla değişkeni vardır. Anne babanın cinsellik algısı, cinselliğe verdikleri tepkiler, yükledikleri anlamlar, kendi cinsel hayatlarındaki sorunlar, ayıp-yanlış-günah algısı, bu konuda konuşmaya isteklilikleri, bilgi birikimleri ve daha fazlası. Bunun için öncelikle belki de bir kişi çocuğunun cinsel gelişimi hakkında bilgi edinmek istiyorsa ilk olarak şu sorulara cevap vermesi sağlıklı bir başlangıç olacaktır:

  • Ben küçükken bana cinsel eğitim nasıl verildi?
  • Benim çocukluğumda ve yetişkinliğimde cinsellik algım nasıldı?
  • Şu an bu konu hakkında ne kadar bilgi sahibiyim?
  • Oğlumun/kızımın bana “seks nedir?” ya da “çocuk nasıl olur?” gibi sorularına ne kadar hazırım?
  • Bu tarz sorular karşısındaki duygum ne? Panik, öfke, korku, utanç, sakinlik…?
  • Mastürbasyon hakkında ne düşünüyor / ne hissediyorum?

Yukarıdaki örnekteki anne gibi sakin mi kalmak yoksa komşu teyze gibi panik ve müdahaleci mi olmak isterdiniz? Eğer çocuklarda cinsel gelişim bilgisine sahipseniz doğru bilgiyi sakince çocuğunuzla paylaşma ihtimaliniz de yüksektir.
Bir bebeğin ana karnında cinsiyetinin belli olmasıyla ona aktarımlar başlar. En uç halleriyle söyleyecek olursak ya “çok hanım bir prenses” ya da “bir paşa” geliyordur. Doğumundan sonra oğlan ve kız çocuklarının sevilme şekilleri bile fark gösterebilmektedir. Kızlar daha narin sevilirken oğlanlar da daha sert sevilebilmektedir. Bu da kız ve oğlan çocuklarının gelişimlerinin farklı olma durumunu ortaya koyar. Daha da net söylemek gerekirse her çocuk ve aile kendi içinde özeldir ve cinsellik eğitimi de ailenin ve çocuğun içinde bulunduğu duruma göre değişkenlik gösterecektir.

Çocukluk Mastürbasyonu

Çok küçük yaştan, bebek denilecek yaştan itibaren çocuklar vücutlarını keşfederlerken üreme organlarına ellediklerinde oradaki sinir uçları daha hassas olduğu için bu hoşlarına gider ve aynı ellerini, ayaklarını keşfettiklerindeki gibi bir merak duygusuyla vulva ya da penisleri ile de oynamaktan büyük keyif alırlar. Çocukların herhangi bir şekilde genital bölgelerini uyarmaları ve bu sırada terleme kızarma, nefes nefese kalma gibi bulguların olmasına çocukluk mastürbasyonu denir (Semerci, 2020: 67). Burada biz yetişkinlerin şunu bilmesi önemlidir, bu durum yetişkin cinselliğindeki gibi bir haz değil, organları tanıma, vücudu ile tanışma gibi çok normal bir durumdur. Nasıl ki bebekler elleri, ağızları ya da burunlarına dokunarak mutlu oluyorlarsa burada da aynı durum mevcuttur. Yani mastürbasyona bizim yüklediğimiz anlam çok çok önemlidir. “Ayıp, günah, yanlış” ya da “Eyvah, çocuğum sapık mı olacak!” duyguları ile çocuğumuza yaklaşırsak o da bu duygularımızın aynını filtrelemeden alacak ve ileride cinsel hayatında sebebini bilemediği “suçluluk, utanç, tiksinme” duyguları ile savaşmak zorunda kalacaktır. Bu yüzden ‘çocukluk mastürbasyonu’nun normal ve gelişimsel olduğunu bilmeniz ve eğer bunu bildiğiniz halde hala panik veya öfke gibi duygular hissediyorsanız kendi içinizde neler olduğuna bir göz atmanız yerinde olacaktır. Çocuk psikolog ile de görüşme yapılabilir.

*vulva, kadının genital gölgesine dışarıdan bakınca gözle görülebilen kısımdır.

Güvenli Yetişkin

Winnicott’un nesne ilişkileri kuramında, bebeğin gelişiminin bir olgunlaşma süreci olduğu ve bu gelişimin kalitesinin annenin bebeğine olan tutumuyla belirlendiği ifade edilmiştir. Duygusal olarak elverişli olan, destekleyici ve rahatlatan “yeterince iyi anne” figürünün, bebeğin sağlıklı gelişimi için kritik bir rol oynadığı belirtilmiştir (Tathan, s. 19). Yine Winnicott (2012) “Bireyin duygusal gelişiminde aynanın önbiçimi annenin yüzüdür” (s. 138) diyerek bebek ile anne arasındaki ilişkide annenin (bakım verenin) önemine atıfta bulunur. Bir bebek kendisine bakım vereni ile oluşturduğu ilişki ile kendisini tanır. Mesela anne bebeğine bakarken dünyanın en güzel varlığı gibi bakıyorsa bebek de kendini öyle hissedecektir, ama altını temizlerken ya da kendini kötü hissettiği sırada bebeğine de adeta bir çöplük ya da bir yükmüş gibi bakıyorsa bebek de kendini aynı o şekilde deneyimleyecektir. Eğer bebek şanslı ise her haliyle kabul gördüğü bir durum yani koşulsuz olumlu kabul ile büyür. Ama eğer o annenin kendi rahatsızlığı veya ilgilenmesi gereken başka kişiler varsa, hasta ya da depresyonda ise, bebeğine yeterince iyi annelik (Winnicott, 2012: 29) yapamaz ve o bebeğin kendine dair algısı sağlıklı bir temele oturmaz. Yerinde ve yeterince annelik (mükemmel değil!) göremeyen çocuğun da duyguları ve ihtiyaçları gerektiği kadar görülemeyecek ve karşılanmayacaktır. Şimdi bu durumu cinsellik konusu açısından değerlendirdiğimizde, küçük yaşta mastürbasyon yapan, biraz büyüdüğünde seks, öpüşme gibi kavramları merak eden, ergenlikte de kişiye göre değişmekle beraber seks deneyimi yaşamaya başlayan (sevgili olma, el ele tutuşma, öpüşme, mastürbasyon, seks…) bir çocuk/ergenin o andaki ihtiyaç ve duygusu görülmeyip yaptığı harekete odaklanılır ve bunun karşısında yargılayıcı/suçlayıcı olunulursa çocuk/ergen doğru kaynaktan doğru bilgileri alamayacak ve buna göre davranmaya devam edecektir. Bu yüzden bizler yetişkinler olarak her zaman çocukların en absürt olduğunu düşündüğümüz sorulara bile yargılamadan, suçlamadan, samimi bir dille cevap vermeye çalışırsak çocuklar da merak ettiği konuları bizlere soracaktır. Bir çocuğun hayatında tek bir tane her şeyi konuşabileceğinden emin olduğu, onunla konuşmaktan keyif aldığı, yanında rahat hissedebildiği bir yetişkin yoksa o çocuk bilgiyi muhtemelen yanlış kaynaklardan alacaktır. Bu yazıyı okuduktan sonra etrafınızdaki bir çocuk için “güvenli bir yetişkin olacağım” kararı almanız bile bir çocuğun hayatında büyük bir değişime ve dönüşüme yol açabilir.

Çocuklarımızla Cinsellik Konuşurken

En başta bu konu ile ilgili şu gerçek her zaman aklımızın bir tarafında olmalı: çocuklarımızla yaşına ve durumuna uygun konuşmak çok önemlidir. Bir çocuğun nasıl dünyaya geldiği ile ilgili bir soru karşısında 4 yaş çocuğuna verilecek cevap ile ergenlik dönemindeki birine verilecek cevap birbirinden çok farklı olmalıdır. Bir diğer önemli husus çocuğun merak ettiği oranda cevaplar vermektir. Yani basit bir cevabı varken bilimsel, felsefi ya da çok geniş kapsamda anlatmak da çok yerinde olmayacaktır. Yalnız buradaki önemli nokta da şudur ki, bir çocuk illa ki cinsellikle ilgili bir durumu merak eder, buna rağmen yaşıtları gibi sormuyorsa da oraya bir bakmak, başka bilgi aldığı bir kaynak mı var ya da sormaya çok mu çekiniyor gibi noktaları gözden geçirmek gerekir. Burada mesela bir televizyon kanalında öpüşme ya da sevişme sahnesi çıktığında hemen onu apar topar kapatmak yerine (yine yaşına uygun olarak) “insanların öpüştüklerini görüyoruz bazen buradaki gibi ya da başka yerlerde, bu konuda ne düşünüyorsun?” gibi bir soru ile yoklayabilir ve onun bilgisini, duygusunu ve ihtiyacını anlamaya çalışabiliriz. Aldığımız cevap “hiçbir şey düşünmüyorum”, “ne bileyim ben” “ya anne neden bahsediyorsun, seninle bu konulardan konuşmak istemiyorum”, “bilmem ki eğlenceli bir şeye benziyor”, “ben hiç sevmedim öpüşmeyi” gibi çok çeşitli yerlerden gelebilir. Bu durumların hepsini (bazen çok ciddi kriz olarak düşünebilir anneler bu cevaplar karşısında) bir fırsata çevirebilmek bizim elimizde.
Çocuklar güvenli yetişkinler bulamadığında merak ettikleri konuları maalesef internetten öğrenmeye meyillidirler. Bu internet araştırması esnasında travma olabilecekleri içeriklerle karşılaşmaları çok mümkündür. Bu yüzden sağlıksız herhangi bir kaynağa başvurmadan ailelerinden bilgi almaları çok daha iyi olacaktır.

Çocuklarımızla cinsellik gibi her iki tarafı da rahatsız ya da tedirgin etmek ihtimali olan bir konuyu (özellikle 8-9 yaş sonrası çocuklar bu gibi konuları aileleri ile konuşmayı tercih etmeyebilirler) konuşurken aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulabilir (https://www.culturereframed.org):

  • Ebeveynler çocuklarıyla cinsellik hakkında ne kadar erken konuşursa çocukları büyüdüklerinde o kadar rahat edeceklerdir.
  • Konuşmayı 1 kerede 100 dakika değil 100 kerede 1 dakika yapmak.
  • Organik yani doğal şekilde sohbeti başlatmak. Mesela bir dondurma reklamında kadının kıyafeti ya da dondurmayı yiyişi hakkında ne düşündüğünü sormak olabilir.
  • Konuyu açtığınızda konuşmaya istekli değilse ısrar etmemek.
  • Beklemediğiniz anda beklemediğiniz bir soru sorulmuşsa ve siz de ne yapacağını bilememişseniz doğal ve samimi olmayı seçmek. “Şu an bu soru hiç beklemediğim bir anda geldi ve doğru bir şekilde cevaplamayı çok istiyorum, bana biraz vakit verirsen araştırayım sonra tekrar konuşalım?” ya da “ben küçükken böyle sorular sorabileceğim bir büyüğüm yoktu, bu soruyu bana sorman çok hoşuma gitti. Ben de bunun cevabını tam olarak nasıl anlatacağımı bilemedim ama araştıracağım kesinlikle ve yarın nasıl anlatacağımı öğrenmiş olurum”
  • Yaşı uygunsa beraber (sizin daha önce bakıp bilgi sahibi olduğunuz uygun bir kaynaktan) araştırma yapmak.
  • Bu konuşmalarda yargılayıcı, suçlayıcı ve nasihat verici bir dilden tamamen uzak durmak.
  • Üreme oranlarının anatomisini öğrenmek ve onların gerçek adlarını (penis – vulva) telaffuz etmek.
  • “Kız çocukları ile anneleri, oğlan çocukları ile babaları konuşur” düşüncesi ile yaklaşmadan hem anne hem de babanın çocuğun cinsiyeti fark etmeksizin konuşma konusunda istekli olması önemlidir. Çocukların anneleri ve babalrından ayrı ayrı öğreneceği çok şey vardır.
  • Kız ve oğlan çocuklarına her iki cinsiyet hakkında bilgi vermek. (mesela oğlan çocukları regl dönemini merak edebilir, kız çocukları penisi merak edebilir)

5N 2A

Son olarak çocuklarınızla cinsellik ya da başka diğer hassas konular için nasıl müdahale edeceğinizi hatırlamak adına pratik ve akılda kalıcı bir formül sunacağım:

  • Nefes al.
  • Normalize et. Senin yaşındayken ben de bunları merak ettim, birçok çocuk merak eder.
  • Nedenini sor: Neden merak ediyorsun?
  • Ne biliyor konuyla ilgili: Peki, bu konuda neler biliyorsun? Ne demek olabilir?
  • Ne zaman cevap vermek için doğru zaman?: Değerlendir. O an cevap vermek için doğru zaman mı?
  • Anlat: Gerçek neyse olduğu gibi bilsin.
  • Aile değerleri: Kendi görüş ve değerlerinizi onunla paylaşın. (https://www.culturereframed.org/)

Küçüklüğünde komşu teyzelerin, akrabaların çeşitli olumsuz müdahalelerine maruz kalmış olsa da genç kız ergenliğe girdiği şu sıralarda annesi ve babasına aklına gelebilecek her şeyi sorabileceğinden emin bir şekilde merak ettiği konuların listesini yazdı. Arkadaşları da benzer konuları merak ediyorlardı ama bu konulardan konuşurlarken ya çok ayıp bir şeyden bahseder gibi fısır fısır ya da akıllarındaki soruları soramayacak kadar utanç içinde olurlardı. Kız buna bir anlam veremez bu soruları neden aileleri ile konuşmadıklarına, internet gibi sağlıksız bir kaynağa başvurduklarına şaşırırdı. Gündüz annesine aklında oğlanlar ve kızlar ile alakalı birtakım sorular olduğunu söylemiş ve akşam babası da gelince konuşmak istediğini belirtmişti. Annesi de her zamanki sakin ve gülümseyen ifadesiyle isterse önden kendisi ile konuşabileceğini söylemiş ama tercihi yine kızına bırakmıştı. Kız her zaman etrafında “güvenebileceği” bir yetişkin olmasının verdiği rahatlık ve huzur ile listesini tamamladı.

 

Kaynakça
Semerci, B. (2020). Çocuklarımızla Cinsellik Hakkında Nasıl Konuşalım? . 10. Alfa Yayınları. İstanbul
Tathan, E. (2014). Winnicott’ın Nesne İlişkileri Kuramı ile Somatoform Bozuklukların İncelenmesi: Ağrı Bozukluğu Vakası. Ayne Klinik Psikoloji Dergisi. 1(3): 17-28.
Winnicott, D.W. (2012). Oyun ve Gerçeklik. 12. Metis Yayınları. İstanbul.

 

Psikolog & Aile Danışmanı
Ayşenur Karakülah
@psikologayşenurkarakülah
aysenur.karakulah@gmail.com

https://www.umutterapi.com




Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git