Doğum Öncesi

Doğum Öncesi
27 Nisan 2015 tarihinde eklendi, 899 kez okundu.

EN GÜZEL DUYGULARLA BEKLEYİŞ
( Hatırlanası Duygular )

Her babanın ve annenin ömrü boyunca unutamadığı hayatında bazı sahneler vardır. Bunlardan biride dünyaya, yaşadığımızın delili gibi bir varlığın gelişine aracı olmaktır. Ne güzel bir duygudur, bir bayanın eşine hayatında alabileceği en güzel haberi vermenin sevinci, kocanın eşinin gözünün parlayarak yanına gelişindeki o güzel hissi tatması…
Anne adayı, içinde bir varlık taşıma duygusunun hem sevinci hem şaşkınlığı içerisindedir. Çünkü dünyadaki bütün amaçlarının üstünde hayalini kurabileceği her şeyden daha güzel bir hissi tatmaktadır. Aklın ötesinde sanki yaratıcının cennetten bir meleği dünyaya gelene kadar ona emanet edeceğini söylemesi gibi…
Baba için ise ailesindeki sevgi çemberine bir halkanın katılışıdır. Hayat arkadaşı ile dünyaya getirecekleri ilk meyvedir. Mutlu yuvalarının devamı, zamana tat katacak, hanelerinin içindeki ruha hayat katacak bir meyve…
Bunlar ilk duygulardır. Şaşkınlık ve heyecanın yanında artık mantıklı düşünmeye de başlanır. Ardı arkası kesilmeyen sorular işte şimdi başlamıştır. “ Acaba doğru zaman mı?”, “Bu kadar kötü bir dünyaya çocuk getirilir mi?”, “Yeterli bilgiye bile sahip değilim daha!”, ve sonra sorular daha insani duygularla sorulmaya başlar. “Acaba kız mı olacak erkek mi?”, “ Acaba sana mı bana mı daha çok benzeyecek?”, “Adını ne koyalım?” gibi…
Tabiki bu süreç dokuz ay on gün süren bir maratondur. Bu maratonu anne ve baba adayları el ele yaşamalıdırlar. Anne ve baba daha anne karnındayken onu istediklerini ve sevdiklerini hissettirmelidirler. Günümüzde birçok araştırma anne karnındaki bebeğin güzel söz ve davranışlardan ne kadar olumlu etkilendiğini kanıtlar niteliktedir. Anne karnında kötü söz duyan ve istenmeyen çocuklar ise araştırmalara göre daha anne karnında vücudundaki bütün iletişim kanallarını kapatıp, korkar vaziyette durduğunu göstermektedir. Ayrıca bu çocukların büyük çoğunluğu hem bedensel, hem zihinsel olarak da ayına uygun gelişememektedir. Aslında annelik ve babalık zor ama zannedildiği kadar korkunç değildir. Çocuğun dünyaya gelmesini sağlayan güç, anneye ve babaya çocuğun ihtiyaçlarını karşılayacak şefkat ve merhamet duygusunu da beraberinde verir. Anne içindeki canlının ona verdiği yükü ve sancıları büyük bir sevinçle çeker.

Zaman ilerler ve anneden tüm gücüyle beslenen bebek gelişmeye başlar. Bir sürpriz olmazsa 4-5 aylarında cinsiyeti belli olan bebek, doktor amcalarına en güzel pozlarını vererek anne babasına muhteşem duyguları yaşatmaya devam eder. Artık annenin önüne en güzel pembe ve en güzel mavi giysiler serilmeye başlanır. Heyecan ve mutluluk yaşanırken artık anne baba beşiğin rengini, giyeceği elbiseleri, hatta oynayacağı oyuncakların telaşındadırlar. Bütün bu telaşa ve planlara inat bebek, en saf duygularla plansız ve umarsız anne babasının uzun bir süre ona hazırlayacağı dünyaya geleceği anı beklemektedir.
Doğum vakti gelip çatmıştır artık. Anne tüm gücüyle yaşadığı sancının ardından, tüm ağrılarını, sızılarını ona unutturacak o mucizevî güzellikle buluşur. Dünya da” yaratıcı bize bir mucize göstersin bakalım” diyenlere en güzel cevapla anne karşı karşıyadır artık. Bebek ise dünyaya gelişinin şerefine annesine tüm gücüyle sesini duyuracağı ilk çığlığını atar. Bu çığlık onun hayatındaki ilk sözlü iletişimidir. Sıra annesinin en temiz, en berrak kokusunu duymaktadır. Annenin bebeğini kucağına alışıyla birlikte hayatının ilk dersini alan çocuk en sevimli ve aciz haliyle annesine bağlanır. Anneye bu anda ilk söylediği şey hal diliyle, “ben sana muhtacım, sen benim hayatımı devam ettirmemde güveneceğim tek insansın, ne olur benim ihtiyaçlarımı karşıla, beni koru ve benim sana güvenimi boş bırakma” der. Anne bu mesajı sanki almış gibi ona içindeki en gerekli, en sağlıklı besini üretmeye başlar. Anne ile çocuğunun en unutulmaz ilk ortak anısı bu güzel buluşma, bebeğin hayatının başlangıcıdır.

Yusuf KAYA




Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git